Pages

iphone etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
iphone etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Şubat 2010 Pazar

Çağın oyuncağı oyuncaklıktan çıkıyor!!!

   The rapid change in technology is…..Hımmm (boğaz temizleme hareketi :D)

   Teknolojideki akıl almaz hızdaki değişiklik cidden bazen mide bulandırıcı kıvama geliyor. Her anında ve dakikanda bir teknoljik alete bağımlı olmak artık bizlerin makus kaderi…

   Önceki yazılarımda da (bkz  1  2) bahsettiğim gibi iphone artık hiç tartışmasız çağın oyuncağı. Fakat bu devrimsel (revolutionary) alete 3. parti öyle yazılımlar geliştiriliyor ki alet çağın oyuncağı statüsünden çıkıp çağın gereksinimi halini alıyor. Yani ömrünüzün her dakikasında muhakkak size asistanlık edebilecek bir hale dönüşüyor (tuvalette bile). Mesela, evden çıkmazdan once saatlik hava durumuna bakıyorsunuz bulunduğunuz şehirdeki, evden çıktıktan sonra da navigasyon programını açıp yolu “20 metre sonra sola dönmeye hazırlanın, 3. çıkıştan çıkın, 200 metre devam edin “ şeklinde siz hiçbir efor sarfetmeden yolu tariff ettriyiorsunuz. Yolda e postalarınızı kontrol ediyorsunuz. Yoldayken canınız sıkınlınca haberleri okuyor, köşe yazılarına yorumlar patlatıyorsunuz. Akşam maç için eve yetişemedinizde açıp LigTV seyrediyorsunuz. EFT nizi yapıyorsunuz, faturalarınızı ödüyorsunuz vs vs vs.

   Fakat kısa süre once bu alete öyle bir program çıktı ki, hakikaten bir fransız devrimi kıvamında oldu bu çıkış.

   Amerikalı bir dermatolojist olan Dr. Greg Pearson, AppStore daki bir uygulamanın tanıtımını yaptı. Baylor College of Medicine tarafından geliştirilen uygulama akneleri tedavi ettiğini (edebileceğini) öne sürüyor. Çalışma şekli şöyle: Alet görünür bölgede (visible spectrum) kırmızı ve mavi dalga boylarında ışıklar yayıyor.  Mavi ışık bakterileri öldürüyor, kırmızı ışık ise derinin iyileşmesine yardımcı oluyor.

   Yayımlanan bir bilimsel makaleye göre ise mavi ve kırmızı ışık ile akne tedavisi %76 başarılı sonuç veriyormuş. Hatta kırmızı ışık, akne tedavisinde klasik bir yöntem olarak kullanılan benzoil peroksite gore 2 kat daha başarılıymış.

   Olayın FOX News deki sunum kısmını da verip olayı sonlandırıyoruz. Ayrıca bir sonraki ilginç iphone uygulaması hakkında, ele avuca gelmez tahminler yapmaktan da kendimizi alamıyoruz :P

10 Ocak 2010 Pazar

"Çağın oyuncağı"na yakışır bir uygulama-Sleep Cycle

mail oldum gonca güle
acem şalı ince bele
acem şalı ince bele....

hıhımmm.. (boğaz temizleme sesi :P ) arkaplandaki şarkıyı bi tarafa bırakalım demi.


   iPhone çağın oyuncağı olma yolunda etrafında hiçbir rakip bırakmamış gibi görünüyor, tabi google ın çıkaracağı nexus veya palm pre veya motorolanın android işlemcili motorola droid telefonunu tamaaaamen bir kenara bırakırsak. (konumuz bu değil ama aslında iphone un tahtı da gittikçe yüksek bir frekansla sallanıyor. Özellikle nexus piyasaya çıktıktan sonra, iphone a olan üstünlükleri ile Times'a "Next decade of 20'th century has just started" başlığı ile kapak olabilir. (Bu 4 telefonun güzel bir karşılaştırması bu linkteki amcalar tarafından yapılmış. İlgilenenler müracaat edebilirler)

   Asıl konumuzza dönecek olursak iPhone da devrim niteliğinde programlar çıkmaya devam ediyor. Örneğin AppStore da akıllı evleri kontrol etmek için ve hiçbir ek yazılım/donanıma ihtiyaç duymayan bir yazılım. Veya 3 farklı firmanın maksimum detay içeren "turn by turn" diye tabir edilen navigasyon programları. Veya Turkcell ci amcaların çıkardığı size en yakın eczane,hastane,petrol vs yi gösteren, ayrıca kameranızı açıp etrafa telefonununuzun kamerası vasıtasıyla baktığınızda binaların üstüne ne olduklarını ve size uzaklıklarını yazan program. veya veya veya....

   Bu yazımızda sizlere tanıtacağımız Sleep Cycle isimli, ve belki de bu programların tümünden daha yararlı bir yazılım.

yukarıki resimde sağ aşağıda gördüğünüz program, siz uyurken boş durmuyor ve uyku evrelerinizi çözümlüyor. Evet yanlış duymadınız !!! Tam 25 kupona, beklemek yok ..... hıhımm (boğaz temizleme sesi :P )

   Evet, siz uyurken program, iPhone un müthiş hassas accelerometresi yardımı ile yataktaki tüm hareketlerinizi algılıyor. E tabi telefonun bu sırada yatakta olması lazım dimi :D

yani bu resimdeki şekilde yerleştiriyorsunuz siz yatarken. Siz uykuya daldığınızda program en küçük hareketlerinizi bile algılayıp bunu kendi veritabanına kaydediyor. Daha sonra hareketlerinizi analiz ederek, o an uykunun hangi evresinde olduğunuza (hafif uyku, rüya durumu, ağır uyku vs) karar veriyor. Pekiiii bu ne işimize yarayacak diyorsunuz de mi? İşte bu program bu analizler ile sizi uykunuzun en hafif olduğu bir zaman diliminde uyandırıyor.

   Örneğin kendi üzerimde yaptığım deneyde şu resimdekine benzer bir grafik elde ettiğim perşembe günkü uykumda (bu arada az uyuyorum mesajı da vermek istedim. bak dikkat et 2,5 da yatmışım 7 dedi mi kalkmışım :D ). Programa alarm saati olarak 07:10 ayarladım fakat program benim bu alarm saatine en yakın ve en hafif uyku zamanımı 06:50 olarak belirledi ve beni bu saatte uyandırdı. Sonuç inanılmaz !!! Dinç ve uykumu almış bir şekilde kalktım. Ertesi gün denediğimde yine aynısı. (benim uyandıktan sonra tekrar yatıp bu güzelliği mahvedişimden hiç bahsetmiyorum tabi :D )

   Program gün geçtikçe yani sizin uyku düzeninizi çözdükçe, veri tabanına sizden daha çok uyku verisi ekledikçe daha iyi çalıştığını iddia ediyor.

Ayrıca uyku periyotlarınızı facebook da arkadaşlarınız ile de paylaşabilirsiniz (ne önemli ama :P)

Yavaş yavaş havalrın soğuyup, herkesin üstüne şöööle bi soğuk yorgunluğu çöktüğü şu günlerde, tüm okuyucularımıza az uykulu bol dinlenmeli günler diliyorum.

24 Kasım 2009 Salı

Teknoloji Üzerine Bir Teorem


Bana göre 20. yüzyılın en iyi hikaye anlatıcılarından biri olan merhum Micheal Crichton , daha sonra film de yapılıp rezil edilecek olan Timeline ya da Türkçe çakma haliyle Zaman Tüneli filminde acayip bir önermede bulunmuştu. Günümüzde pek bir revaçta olan nanoteknolojinin geleceğini daha o günlerden kavrayan Crichton, insanları geçmişe "fakslamanın" yolunu bulan bir multimilyarderin ve onun geçmişe iadeli taahhütlü yolladığı zavallı arkeolog ve tarihçilerin acı hikayesini bize anlatıyordu. Filmde, aslen yaşayan bir İngiliz tiyatro efsanesi olan David Thewlis'in canlandırdığı sapkın para babası Robert Doniger'in ağzından konuşan Crichton, teknoloji artık insanların can sıkıntısını geçirmeye amadedir, insanları öyle bir eğlendirmeliyiz ki bi tarafları tavana değmeli yolunda laflar sarfetmiştir.(O sözlerin tümü ve tam halini merak edenler kitaba bakabilirler, zira o kadar kötü bi kitap değil kavgama bin basar bence) Her neyse bu zatı muhterem geçen yüzyılın son yıllarında çıkardığı yani doksanların orta yerinde bi yerlerde şekillendirmiş olduğunu düşündüğüm bir hikayede bile, şimdi şimdi kafama yatan bir teoriyi ortaya atmış. Bana da bunun doğruluğunu en azından tutar taraflarını kontrol etme düştü. Ama bunu iki şekilde yapacağım. Birincil olarak da teknolojiyi bizzat üretenlerin açısından bakmak istiyorum.

Ahan da şeytan icadı


Şimdi bu adamlar da senin benim gibi hayat gailesi olan bi şekilde geçinmeye çalışan kişiler değil mi?(benim lafı pek olmadı ama hadi neyse) Yani her ne kadar kendilerini yüksek bilime adasalar da maddi endişeleri olmayanları da aramayla zor bulunur. Bu arada CERN'in biraz altındaki adamlardan bahsediyorum, daha alt kademelerin zaten ilk amacı yükselmek genelde. Peki para kazanmanın en çabuk ve verimli yolu nedir şimdilerde? Popüler olmak dediğinizi duyar gibi oldum irkildim. Popüler olmak, yani avami olmak, tribünlere oynamak. Söylemek istediğim şey, bu adamlar teorik bilimlere ya da insanlığın yüksek çıkarlarına -temsil misal küresel ısınmaya çözüm ya da kansere tedavi- gibi ömür tüketen hedeflere odaklanmadan da, günümüz şartlarında bir google kurarak bir iphone tasarlayarak ya da bir bilgisayar oyunu üreterek, kendilerini ilmin daha asil yollarında çürüten meslektaşlarından daha çok parayı kazanabiliyorlar. Bu saydığım meşgalelerin hepsi kesinlikle bir emek ürünüdür (emeğe saygı +rep) ama ne bileyim kendini ve ömrünü kuantum teorisine vakfetmiş bir fizikçinin gözünde pek değer etmezler sanki. Bu durum en amatör teknoloji ve bilişim üreticisini bile kolay yoldan para kazanmaya iten bir faktör oluyor. Gelelim kullanıcılara ama baştan söyleyim bu tarafta rezaletin boyutları büyüyor.



Sıradan insan için teknolojinin ona kazandırdığı zaman ve para neredeyse her zaman bonus olarak görülüyor. Yani overall insan iphone'u gitar olarak kullanmayı daha çok seviyor ya da mail grupları kurup arkadaşlarına sevimli bebek fotoğrafları yollamaya bayılıyor. Benim de içine biraz dahil olduğum diğer taraf ise "Abi şu özelliği kullanırsan bilmem kaç mb dosyayı veri kaybı olmadan gönderirsin" ya da "bunun bi özelliği var tüm bayilerinle aynı anda telekonferans yapabilirsin" gibi yakarışlarla sıradan kullanıcıyı yola getirmeye en azından teknolojiden birazcık amacı doğrultusunda faydalanmaya yöneltmek istiyoruz ama nafile. Onlar bizi duymuyor, onlar karışık işlemleri ya da önlerine geleni aslında oluşturan cihazları önemsemiyor. Onlar için önemli olan boş zamanlarını kendilerine bile belli etmeyecek yöntemlerle geçirmek. Çünkü hayat günümüzde çok kolay ve insanların boş zamanları o kadar çok. İnsanlar parayı kendilerini eğlendirecek, bazı gerçekleri unutturacak şeylere harcıyor.

Son olarak gelelim ürün seviyesine. Artık teknolojik ürünler de eskisi gibi insanlığın yüksek ideallerinden kaynaklanmıyor. Uzay araştırmaları için üretilen cep telefonları artık bir astronotun o hantal kıyafetleri içinde kullanamayacağı kadar küçük ve karmaşık. Ya da internet yaratılış gayesinin tersine artık askeri sırların güvenliğini tehlikeye atabilecek bir hal aldı. Ve yahut çok daha üstün amaçlar için icat edilen lazer teknolojisi stadyum oyuncağı olmaktan kurtulamadı. Son teknolojinin parayı veren kullanıcıya yansıyan yüzü artık tamamen eğlence amaçlı; dokunmatik ekranlar, hareket algılayıcıları ya da ultra veri depolama yöntemleri bu girdabın en bilinen kurbanları. Temel kimya bilimi bile kola şişelerinden bizi eğlendirmek için fışkırıyor. Yani biz istiyoruz onlar da veriyor. Üstün bilim adamları her zaman hak ettikleri saygıyı görüyor ama bu kısır döngü onların da sonunu giderek yaklaştırıyor sanki...

14 Kasım 2009 Cumartesi

Bilmeyenler de Öğrensin - iPhone hava durumu

   Bu yazıyı okuduktan sonra herhangi bir ortamda (kafe, kantin vs vs) iphone unu çıkarıp masanın üstüne koyanlara artık yan gözle bakmayacakasınız. Özür dilerim bakmayacaksınız değil bakamayacaksınız :D

   Bu alet ne acayip bişey henüz kavrayabilmiş değilim açıkçası. İşte bi ilginç, çok fonksiyonlu, çok tutturgaçlı, yandan götürgeçli, aşağıdan sallamalı vs vs bi program daha.

   Programın adı Fizz Weather. Adından da anlaşılacağı gibi hava durumu programı. Ama duuuuuuur ööle hemen kapama sayfayı :D Bildiğin ana haber sonrası hava durumundan daha bi iyice. (Sayın sürmeli lütfen alınmayınız :D - Bu arada bünyamin sürmeli için lütfen şu linki kullanın ki kimden bahsettiğimi bilesiniz - http://tinyurl.com/yktq6l5 )

   Efenim programın açılış sayfası sonrası herhangi bi şehir ekliyorsunuz ilgilendiğiniz (veya ilgilenmediğiniz de olabilir. Şahsen benimkinde şu an Stuttgart var :D ) soonasını bize aşağıdaki resimler anlatacak

açıklanmaya değer herhangi bir olay yok. Loading işte :D

Burada açılış ekranında seçtiğiniz şehrin "Şu anki" hava durumunu gösteriyor. Tırnak içinde belirtmemin sebebi harbiden de şu anki durumu belirtmesi. Yani hava açıkken oradaki ayın önünde bulutlar olmuyor. 2 dk sonra yağmur yağmaya başlayınca yağmur yağıyor gösteriyor vs vs... Bir de rüzgar hızı, görüş, basınç, nemlilik oranı gibi değerleri de gösteriyor. Ayrıca aşağıda 5 günlük hava tahmini var.

Ölçeği 5 günlükten 2 günlük gösterime getirirsek daha güzel bi olay geliyor karşımıza. Mesela cumartesi sabah-öğleden sonra ve akşam için ayrı ayrı tahminler var. Bu da sabah evden çıkarken üzerinize almanız gereken şeyi size söylüyor (en azından ben böyle yapıyorum :D)

Belirtmeden geçmeyeyim bu olayın birde 15 günlük tahmin kısmı var (scroll down yapınca hepsini görüyosun)

   Veeee işin bommmmba kısmına geldik. Bu programla artık balkanlardan gelen soğuk havayı görebileceksiniz. Bunun ne işinize yarayacağını ayrı bir blog yazısına saklıyorum (ki o yazıyı bundan sonraki 20 yıl yazmayı düşünmüyorum :D ) Onun da olayı aşağıdaki fideoda.

   Havalar ne olursa olsun sizin havanız güzel olsun gibi bi klişe cümle ile bu yazıyı bitirirsem herhalde çok banal olur. Alın size bitiş :D



Bununla alakalı yazılar

Related Posts with Thumbnails